Medine'nin kuzeyinde yükselen Uhud Dağı ve önündeki düzlük Görsel: Adiput · Kamu malı · Wikimedia Commons
Kutsal Mekânlar Güncellendi

Uhud Dağı Nerede? Uhud Savaşı, Önemi ve Ziyaret Rehberi

Uhud Dağı nerede, kaç metre? Dağın konumunu ve ölçülerini, Uhud Savaşı'nın sebeplerini ve seyrini, Okçular Tepesi'ni ve ziyaret adabını kaynaklarıyla anlattık.

Cihat Murat Yüksel
Cihat Murat Yüksel Blog Editörü · RotaNur
Yayın
Güncelleme
Okuma
14 dk
İçindekiler 21 başlık
  1. Uhud Dağı Nerede?
  2. Uhud Dağı kaç metre, ne kadar uzunlukta?
  3. Uhud Dağı Mekke’de mi, Medine’de mi?
  4. Uhud Dağı’nın Önemi Nedir?
  5. Hz. Peygamber Uhud hakkında başka ne buyurdu?
  6. Uhud Savaşı Neden Yapıldı?
  7. Abdullah b. Übey neden ordudan ayrıldı?
  8. Uhud Savaşı’nda Taraflar ve Sayılar
  9. Okçular Tepesi ve Savaşın Seyri
  10. Uhud Dağı hikâyesi nasıl sonuçlandı?
  11. Uhud’da Fedakârlığıyla Öne Çıkan Sahabiler
  12. Savaştan Sonra: Hamrâülesed
  13. Kur’an-ı Kerim’de Uhud
  14. Uhud’dan Alınacak Dersler
  15. Uhud Dağı Ziyareti Nasıl Yapılır?
  16. Uhud Dağı’na çıkılır mı?
  17. Uhud’a hangi saatte gitmek uygundur?
  18. Uhud Hakkında Yanlış Bilinenler
  19. Uhud’un Gölgesinde Tefekkür
  20. Sıkça Sorulan Sorular
  21. Kaynakça

Uhud Dağı, Medine’nin kuzeyinde, Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 kilometre mesafede uzanan, 8 kilometre uzunluğunda ve 720 metre yüksekliğindeki kızıl renkli kayalık kütledir; hicretin üçüncü yılında yaşanan Uhud Savaşı bu dağın eteğinde gerçekleşmiştir. Bu rehberde Uhud Dağı’nın konumunu ve ölçülerini, adının nereden geldiğini, Hz. Peygamber’in bu dağ hakkındaki sözlerini, Uhud Savaşı’nın sebeplerini ve seyrini, Okçular Tepesi’nin hikâyesini ve bugün bölgeyi ziyaret ederken dikkat edilmesi gerekenleri kaynaklarıyla birlikte ele alıyoruz.

Kısaca

Uhud Dağı, Medine’nin kuzeyindeki düzlüğü kuşatan ve şehrin hemen her noktasından görülebilen kızıl kayalık dağdır. Çevresindeki silsileden ayrı, tek başına durduğu için bu adı aldığı kabul edilir. Hicretin üçüncü yılında Mekkeli müşriklerle yapılan savaş dağın eteğinde gerçekleşmiş, okçuların yerlerini terk etmesiyle seyir değişmiş ve yetmiş sahabi şehit düşmüştür.

  • Konum: Medine’nin kuzeyi; Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 km.
  • Ölçüler: Yaklaşık 8 km uzunluk, 720 m yükseklik.
  • Uhud Savaşı: Hicretin 3. yılının Şevval ayı (miladi 625).
  • Kritik an: Okçuların Ayneyn (Rumât) Tepesi’ni terk etmesi.
  • Bugün: Şehitlik, Rumât Tepesi ve yanındaki mescit aynı ziyarette görülür.

Uhud Dağı Nerede?

Uhud Dağı, Suudi Arabistan’ın Medine şehrinin kuzeyinde, Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 kilometre uzaklıktadır. Medine’nin üzerine kurulduğu geniş düzlüğün kuzey sınırını bu dağ çizer; şehrin güneyinde Âir dağları, doğu ve batısında ise volkanik lav akıntılarının oluşturduğu Vâkım ve Vebere harreleri yer alır. Hz. Peygamber döneminde yerleşim alanı ile dağ arasında açık bir düzlük bulunuyordu; savaş da bu düzlükte ve dağın eteklerinde yaşandı. Bugün şehir büyüyerek dağın eteklerine kadar ulaşmış, dağ doğuda Medine Havaalanı yolu ile batıda Tarîkuluyûn arasında kalan bir kütle hâlinde şehre bitişmiştir.

Bilgi Kartı: Uhud Dağı

Konum
Medine’nin kuzeyi, Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 km
Uzunluk
Yaklaşık 8 km
Yükseklik
720 m
Görünüm
Medine’den bakıldığında koyu kırmızı; bitki örtüsü çok fakir
Savaşın tarihi
Hicretin 3. yılı Şevval ayı (miladi 625)
Şehit sayısı
Yetmiş sahabi
Ziyaret noktaları
Uhud Şehitliği, Rumât (Okçular) Tepesi, şehitliğin yanındaki mescit

Uhud Dağı kaç metre, ne kadar uzunlukta?

Uhud Dağı’nın yüksekliği 720 metre, doğu-batı yönündeki uzunluğu ise yaklaşık 8 kilometredir. Bu ölçüler, dağın Medine düzlüğünde neden bu kadar baskın göründüğünü açıklar: Uhud tek bir zirve değil, şehrin kuzeyini boydan boya kapatan bir duvar gibidir. Ziyaretçilerin çıktığı Rumât Tepesi ise dağın kendisi değil, karşısındaki alçak tepedir.

Uhud Dağı Mekke’de mi, Medine’de mi?

Uhud Dağı Medine’dedir; Mekke ile ilgisi yoktur. Bu karışıklığın sebebi, Mekke’deki Cebel-i Nûr (Hira) ve Sevr dağlarının da siyerde sık geçmesidir. Mekke’deki dağlar ilk vahiy ve hicret hatırasını, Medine’deki Uhud ise hicretin üçüncü yılındaki savaşın hatırasını taşır. Mekke’deki mübarek noktaları Mekke’de gezilecek yerler yazımızda derledik.

Medine'nin kuzeyinde yükselen Uhud Dağı ve eteğindeki yerleşim
Medine'nin kuzeyinde yükselen Uhud Dağı ve eteğindeki yerleşim · Görsel: Adiput, Kamu malı
Reklamlar

Uhud Dağı’nın Önemi Nedir?

Uhud Dağı’nın önemi, hem Uhud Savaşı’na sahne olmasından hem de Hz. Peygamber’in bu dağ hakkındaki sözlerinden kaynaklanır. Hz. Peygamber Uhud’u görünce “Bu, bizi seven ve bizim de sevdiğimiz bir dağdır.” buyurmuştur (Buhârî, Meğâzî 27; Müslim, Hac 503-504). Dağın eteğinde Hz. Hamza başta olmak üzere Uhud şehitlerinin medfun olması da bölgeye ayrı bir manevi değer katar; şehitliğin ziyaret adabını ve orada okunacak selamı Uhud şehitleri ziyareti yazımızda ayrıca anlattık.

Hz. Peygamber Uhud hakkında başka ne buyurdu?

Hz. Peygamber’in Uhud’u anarken söylediği iki söz daha kaynaklarda öne çıkar. Ebû Zer el-Gıfârî ile birlikte yürürken dağa bakmış ve “Ey Ebû Zer! Şu Uhud dağı kadar altınım olsa üç gün sonra borçlarım için ayırdıklarım hariç elimde tek dinar dahi bırakmadan hepsini infak ederdim” buyurmuştur (Müslim, Zekât 32). Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman ile birlikte Uhud’a çıktığı bir sırada dağ sallanınca da “Ey Uhud, sakin ol! Senin üzerinde bir peygamber, bir sıddîk ve iki şehid var” demiştir (Buhârî, Ashâbü’n-nebî 5; Tirmizî, Menâkıb 18). Bu sözler, dağın Müslüman hafızasında neden bir coğrafya parçasından fazlası olduğunu gösterir.

Uhud Savaşı Neden Yapıldı?

Uhud Savaşı, hicretin ikinci yılındaki Bedir yenilgisinin intikamını almak isteyen Mekkeli müşriklerin Medine üzerine yürümesiyle başladı. Bedir’de mal ve adam kaybeden Kureyş ileri gelenleri kervan kârlarını savaş hazırlığına ayırdı, çevre kabilelerden asker topladı ve bir yıl süren hazırlığın sonunda 3000 kişilik bir ordu kurdu. Ordu 25 Ramazan’da Mekke’den hareket etti, 5 Şevval’de Zülhuleyfe’ye ulaştı ve Medine’nin kuzeyindeki Zegābe mevkiinde konakladı.

Haber Medine’ye ulaşınca Hz. Peygamber ashabıyla istişare etti. Kendisi gördüğü bir rüya üzerine şehirde kalınıp savunma savaşı yapılmasını tercih ettiğini belirtti; başta Bedir’e katılamamış gençler ve Hz. Hamza olmak üzere pek çok sahabi ise düşmanı şehrin dışında karşılamayı istedi. Hz. Peygamber çoğunluğun görüşüne uyarak zırhını giydi ve ordu şehrin dışına çıktı. Bu karar, istişarenin İslam toplumundaki yerini gösteren en bilinen örneklerden biri olarak anılır.

Savaşa giden günler kaynaklarda adım adım kaydedilmiştir:

  • Bir yıllık hazırlık: Bedir’de kaybedilen kervan kârı savaş için harcandı, çevre kabilelerden asker toplandı.
  • 25 Ramazan: Kureyş ordusu Mekke’den hareket etti.
  • 5 Şevval: Ordu Zülhuleyfe’ye ulaştı, ardından Medine’nin kuzeyindeki Zegābe’de konakladı.
  • Cuma günü: Hz. Peygamber cuma namazının ardından ashabıyla istişare etti, ikindiden sonra ordu Mescid-i Nebevî’de toplandı.
  • 7 veya 11 Şevval: İslam ordusu Uhud’a vardı ve sabah namazını burada kıldı.

Abdullah b. Übey neden ordudan ayrıldı?

Münafıkların reisi Abdullah b. Übey b. Selûl, şehirde kalma görüşüne uyulmadığını bahane ederek kendisine bağlı 300 kişiyle birlikte geri döndü. Böylece 1000 kişiyle yola çıkan İslam ordusu 700 kişiye düştü. Ordu yine de yoluna devam ederek Uhud’un eteğinde, dağı arkasına alacak ve Ayneyn tepesini soluna alacak şekilde mevzilendi.

Reklamlar

Uhud Savaşı’nda Taraflar ve Sayılar

Aşağıdaki tablo, iki ordunun savaş öncesindeki durumunu kaynaklarda kaydedilen rakamlarla karşılaştırır.

Karşılaştırma Müslümanlar Mekkeli müşrikler
Asker sayısı Yola çıkışta 1000, savaşta 700 3000 (2000’i ücretli)
Süvari İki atlı 200 atlı
Zırhlı asker 100 700
Okçu birliği Ayneyn tepesinde 50 okçu Ordu içinde 100 okçu
Sancaktar Mus’ab b. Umeyr Abdüddâroğulları
Kayıp Yetmiş şehit Yirmiden fazla ölü

Sayılar, savaşın görünürdeki dengesizliğini ortaya koyar; buna rağmen çarpışmanın ilk bölümünde üstünlük Müslümanlarda olmuştur.

Okçular Tepesi ve Savaşın Seyri

Hz. Peygamber, ordunun arkadan kuşatılmasını önlemek için Abdullah b. Cübeyr komutasındaki elli okçuyu, bugün Cebelürrumât (Okçular Tepesi) diye bilinen Ayneyn tepesine yerleştirdi ve galip gelinse bile ikinci bir emre kadar yerlerinden ayrılmamalarını emretti. Savaş, iki taraftan ileri çıkan savaşçıların teke tek vuruşmasıyla başladı; müşrik ordusunun sancaktarları arka arkaya düşünce saflar bozuldu ve Müslümanlar düşmanı savaş alanından uzaklaştırdı.

Uhud Dağı karşısındaki Okçular Tepesi ve çevresi
Uhud Dağı karşısındaki Okçular Tepesi ve çevresi · Görsel: Ahmed, CC BY 4.0

Uhud Dağı hikâyesi nasıl sonuçlandı?

Savaşın seyri, okçuların çoğunun ganimetten mahrum kalmamak için tepeyi terk etmesiyle değişti. Boşalan tepeyi fark eden ve o sırada henüz Müslüman olmayan Hâlid b. Velîd, yerinde kalan Abdullah b. Cübeyr ile on arkadaşını şehit ettikten sonra tepenin doğusundan dolaşarak İslam ordusunun arkasına sarktı ve ani bir baskın yaptı. İki ateş arasında kalan Müslümanlar ağır kayıplar verdi; Hz. Hamza şehit edildi, Hz. Peygamber yüzünden yaralandı, miğferinin halkaları yüzüne battı ve bir dişi kırıldı. Hz. Peygamber’in öldürüldüğüne dair asılsız haber saflarda büyük bir sarsıntıya yol açtı; Kâ’b b. Mâlik’in onu görüp seslenmesiyle Müslümanlar toparlandı ve Hz. Peygamber’in etrafında kenetlenerek dağın kayalıklarına çekildi.

Önemli: Okçuların yerini terk etmesi, siyer kaynaklarında “emre itaatsizlik” başlığı altında değerlendirilir; olayın sorumluluğu belirli kişilere yüklenerek değil, topluca alınan bir dersin örneği olarak anlatılır. Kur’an-ı Kerim de bu anı, emir konusunda çekişip itaatsizlik edildiği ve kazanılmış üstünlüğün bu yüzden elden gittiği şeklinde bildirir (Âl-i İmrân 3/152).

Uhud Dağı'nın kızıl kayalıkları ve önündeki ziyaret alanı
Uhud Dağı'nın kızıl kayalıkları ve önündeki ziyaret alanı · Görsel: Bintladen, CC BY-SA 4.0
Medine'de yol kenarından görülen Uhud Dağı silsilesi
Medine'de yol kenarından görülen Uhud Dağı silsilesi · Görsel: Imam Khairul Annas, CC BY-SA 3.0
Reklamlar

Uhud’da Fedakârlığıyla Öne Çıkan Sahabiler

Savaşın en zor anlarında Hz. Peygamber’in etrafında kenetlenen sahabilerin fedakârlığı, siyer kitaplarında ayrıntılı olarak anlatılır. Bu isimleri tanımak, Okçular Tepesi’nden savaş alanına bakarken yaşananları canlandırmayı kolaylaştırır.

Talha b. Ubeydullah, Hz. Peygamber’e yönelen darbelere elini siper etmiş ve eli bu yüzden sakat kalmıştır (Buhârî). Sa’d b. Ebî Vakkâs, Hz. Peygamber’in yanında ok atarak onu korumuş; Hz. Peygamber de ona “At, anam babam sana feda olsun” diyerek dua etmiştir (Buhârî, Müslim). Enes b. Nadr ise savaşın dağıldığı bir anda ileri atılmış, Uhud’un ötesinden cennetin kokusunu aldığını söyleyerek çarpışmış ve şehit olmuştur (Buhârî). Hanımlar arasında Ümmü Umâre olarak bilinen Nesîbe bint Kâ’b’ın da Hz. Peygamber’i korumak için mücadele ettiği ve yaralandığı siyer kaynaklarında anlatılır. Savaş alanına su taşıyan ve yaralılarla ilgilenen kadın sahabilerin sayısının on ilâ on dört arasında olduğu kaydedilir.

Hz. Peygamber’in amcası Hz. Hamza, Bedir’in önde gelen kahramanlarındandı; Uhud’da Vahşî b. Harb tarafından şehit edildi ve İslam tarihinde “seyyidüşşühedâ” (şehitlerin efendisi) ve “esedullah” (Allah’ın aslanı) unvanlarıyla anıldı. Bedir’de muhacirlerin, Uhud’da bütün Müslümanların sancağını taşıyan Mus’ab b. Umeyr, iki eli de kesildiğinde sancağı kollarıyla göğsüne bastırarak dik tutmaya çalışırken şehit düştü. Bu iki isim, Uhud ziyaretinde en çok anılan sahabilerdir.

Savaştan Sonra: Hamrâülesed

Uhud’un ertesi günü Hz. Peygamber, yaralı olmalarına rağmen savaşa katılmış sahabilerle birlikte müşrik ordusunun peşine düştü ve Medine’nin 8 mil uzağındaki Hamrâülesed’e kadar ilerledi. Takibe yalnız Uhud’da çarpışmış olanların katılabileceği ilan edilmiş, Uhud’da babası şehit düşen Câbir b. Abdullah’ın katılma isteği kabul edilmişti. Müslümanlar burada beş gün kaldı; sayıyı kalabalık göstermek için geceleri 500 ateş yakıldı ve alevler uzak mesafelerden görüldü. Kureyş ordusu Medine’ye dönme fikrinden vazgeçerek Mekke’ye ilerledi.

Kur’an-ı Kerim, yara aldıktan sonra Allah’ın ve Resûlünün çağrısına uyanları över (Âl-i İmrân 3/172). Bu çıkış, Uhud’un bir yenilgiyle değil, toparlanma ve sebatla kapandığını gösterir.

Kur’an-ı Kerim’de Uhud

Uhud Savaşı hakkında Kur’an-ı Kerim’de, özellikle Âl-i İmrân ve Enfâl sûrelerinde çok sayıda ayet bulunur. Aşağıdaki tablo, savaşla doğrudan ilişkilendirilen bazı ayetleri ve konularını topluca gösterir.

Ayet Konusu
Âl-i İmrân 3/139 Müminlerin gevşememesi ve üzülmemesi
Âl-i İmrân 3/152 Emir konusunda çekişme ve kazanılmış üstünlüğün elden gitmesi
Âl-i İmrân 3/165 Musibetin kendi kusurlarından kaynaklandığı
Âl-i İmrân 3/169-170 Allah yolunda öldürülenlerin diri olduğu
Âl-i İmrân 3/172 Yara aldıktan sonra çağrıya uyanların övülmesi
Enfâl 8/36 Müşriklerin mallarını engelleme uğruna harcaması

Şehitler hakkında bildirilen ayet, Uhud ziyaretinde hissedilen hüznü teselliye çevirir: “Allah yolunda öldürülenleri sakın ölüler sanma. Bilakis onlar diridirler, Rableri katında rızıklandırılmaktadırlar” (Âl-i İmrân 3/169).

Uhud’dan Alınacak Dersler

Uhud, kaynaklarda bir kayıp anlatısı olarak değil, bir ümmetin kendini gözden geçirmeyi öğrendiği gün olarak değerlendirilir. Savaşın en çok üzerinde durulan dersleri şunlardır:

  • İtaat: Okçulara verilen emrin terk edilmesi, disiplinin ve liderliğe bağlılığın önemini gösterir.
  • İstişare: Hz. Peygamber kendi görüşü farklı olsa da istişare sonucuna uymuş ve kararın arkasında durmuştur.
  • Sabır ve sebat: Zor anda Hz. Peygamber’in etrafında kenetlenen sahabiler sadakatin en güzel örneğini vermiştir.
  • Dünya malına karşı tutum: Ganimete yönelmek, kazanılmış bir üstünlüğü kısa sürede kaybettirmiştir.
  • Merhamet: Hz. Peygamber, yaralandığı anda bile kavmi için “Ey rabbim! Kavmime hidayet et, çünkü onlar gerçeği bilmiyor” diye dua etmiştir.
  • Zafer ve yenilginin imtihan oluşu: Ayetler, başarının da sıkıntının da müminler için bir imtihan olduğunu hatırlatır.

Uhud Dağı Ziyareti Nasıl Yapılır?

Uhud, Medine’deki rehberli şehir turlarının neredeyse her zaman yer aldığı bir duraktır ve ziyaret genellikle yarım saat ile bir saat arasında sürer. Aşağıdaki sıra, bölgeyi hem huzurlu hem de verimli gezmenizi sağlar:

  1. Şehitlikte selam verin Şehitliğin önüne geldiğinizde selam verip Uhud şehitleri için dua edin, bildiğiniz sureleri okuyun.
  2. Mescitte namaz kılın Vakit girmişse şehitliğin yanındaki mescitte namazınızı kılın.
  3. Rumât Tepesi’ne çıkın Karşıdaki alçak tepeye çıkarak savaşın geçtiği düzlüğü ve Uhud Dağı’nı birlikte görün.
  4. Olayları yerinde dinleyin Rehberinizden okçuların konumunu ve Hâlid b. Velîd’in dolaştığı yönü sorun; anlatı yerinde çok daha anlaşılır olur.
  5. Sünnete uymayan davranışlardan kaçının Parmaklıklara bez bağlamak, kâğıt atmak, taş ya da toprak almak gibi davranışlardan uzak durun.
  6. Alışverişi sona bırakın Çevredeki tezgâhlarda geçirdiğiniz sürenin tefekkürün önüne geçmemesine dikkat edin.

Dikkat: Kabir ziyaretinde ölümü hatırlamak, ölenler için dua etmek ve Kur’an okuyup sevabını bağışlamak esastır. Kabirlerin taş ve parmaklıklarını öpmek, onlara sarılmak, bez bağlamak, mum yakmak ya da yatanlardan medet ummak Diyanet İşleri Başkanlığı’nın da belirttiği gibi tevhid anlayışıyla bağdaşmaz. Uhud Şehitliği’ne ve çevresine giriş düzenlemeleri dönemden döneme değişebildiğinden güncel uygulamayı rehberinizden öğrenin.

Ziyareti kolaylaştıran birkaç pratik hazırlık şunlardır:

  • Açık alanda geçireceğiniz süre için su, güneş gözlüğü ve başlık bulundurun.
  • Rumât Tepesi’nin taşlı zemini için kaymayan, rahat bir ayakkabı giyin.
  • Grubunuzla otobüsün bekleme noktasını ve saatini önceden kararlaştırın.
  • Şehitlikte okuyacağınız kısa sureleri ve duayı önceden hatırlayın; telefonla uğraşmak tefekkürü dağıtır.
  • Çocuklu ailelerde tepeye çıkışı bir yetişkinin eşliğinde planlayın.

Uhud Dağı’na çıkılır mı?

Ziyaretçilerin büyük çoğunluğu dağın kendisine değil, karşısındaki alçak Rumât Tepesi’ne çıkar. Bu tepe kısa bir yürüyüşle çıkılabilecek yükseklikte olsa da zemin yer yer gevşek ve kayalıktır; rahat ayakkabı giymek ve yaşlı ziyaretçilere eşlik etmek gerekir. 720 metreye ulaşan Uhud Dağı’nın kayalık yamaçlarına tırmanmak ise güvenlik açısından önerilmez.

Uhud’a hangi saatte gitmek uygundur?

Bölge tamamen açık alanda olduğu için sabah namazından sonraki serin saatler en uygun zamandır. Öğle sıcağında Rumât Tepesi’ne çıkmak yorucu olabilir; yanınızda su ve güneşten koruyan bir başlık bulundurun. Uhud ziyaretini aynı gün Kuba ve Kıbleteyn gibi mescitlerle birleştiren programlarda sıralamayı rehberiniz belirler. Medine’deki bütün ziyaret noktalarını Medine’de gezilecek yerler yazımızda topluca listeledik.

Uhud Dağı eteğindeki Seyyidü'ş-Şühedâ Mescidi
Uhud Dağı eteğindeki Seyyidü'ş-Şühedâ Mescidi · Görsel: Ashashyou, CC BY-SA 4.0

Uhud Hakkında Yanlış Bilinenler

Uhud Dağı ve savaşı hakkında yaygın olarak tekrarlanan bazı bilgiler kaynaklarla örtüşmez. En sık karşılaşılanları aşağıda topladık.

Yaygın iddia Kaynaklara göre durum
Uhud Dağı Mekke’dedir. Dağ Medine’nin kuzeyindedir; Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 km uzaklıktadır.
Ziyaretçiler Uhud Dağı’na tırmanır. Ziyaret, karşıdaki alçak Rumât Tepesi’ne çıkmakla yapılır.
Uhud, Müslümanların tamamen dağıldığı bir hezimettir. Ordu toparlanmış, ertesi gün düşmanı Hamrâülesed’e kadar takip etmiştir.
Hendek Savaşı da Uhud’da olmuştur. Hendek, hicretin 5. yılında şehrin kuzeyine kazılan hendekle yapılan ayrı bir savunmadır.
Şehitlikte türbeler vardır. Bugün şehitlikte hiçbir türbe ve mezar yapısı yoktur; alan duvar ve tel örgülerle çevrilidir.

Uhud’un Gölgesinde Tefekkür

Uhud Dağı, bir yenilginin bile doğru okunduğunda bir ümmete ne kadar çok şey öğretebileceğini gösterir. Rumât Tepesi’nde durup savaşın geçtiği düzlüğe bakmak; itaatin, sabrın ve sadakatin değerini kitaptan okumaktan çok daha derin hissettirir. Medine’deki diğer mübarek mekânlar için Kuba Mescidi ve Cennetü’l-Bakî rehberlerimize, Peygamber mescidinin tarihi için Mescid-i Nebevî yazımıza göz atabilirsiniz.

RotaNur olarak umre turları programlarımızda Uhud ziyaretini, savaşın hikâyesini yerinde anlatan rehberlerimiz eşliğinde gerçekleştiriyoruz; mescide yakın konaklama seçenekleri için Medine otelleri sayfamıza bakabilirsiniz. Medine programınızla ilgili sorularınızı iletişim sayfamızdan bize iletebilirsiniz. Rabbim Uhud şehitlerinden razı olsun, ziyaretlerinizi kabul etsin.

Sıkça Sorulan Sorular

Uhud adı nereden gelir?

“Uhud” adının, dağın bölgedeki diğer dağ silsilelerinden ayrı ve tek başına bulunmasından geldiği anlaşılmaktadır. Arapçada “bir, tek” anlamındaki kökle kurulan bu bağ, Medine düzlüğünde yalnız başına yükselen görüntüsüyle birebir örtüşür. Dağ, yerel kaynaklarda kendisine bitişik tepeler ve vadilerle birlikte anılır.

Uhud Savaşı miladi hangi yılda yapıldı?

Uhud Savaşı, hicretin üçüncü yılının Şevval ayında, miladi 625 yılında yapıldı. Kaynaklarda İslam ordusunun 7 veya 11 Şevval’de Uhud’a vardığı kaydedilir. Savaş, bir yıl önce yaşanan Bedir Savaşı’nın ardından Mekkeli müşriklerin intikam amacıyla Medine üzerine yürümesiyle başladı ve yetmiş sahabinin şehit düşmesiyle sonuçlandı.

Uhud Dağı ilahisi neyi anlatır?

Uhud’u konu alan ilahiler, Hz. Peygamber’e ve Hz. Hamza başta olmak üzere Uhud şehitlerine duyulan sevginin edebî bir ifadesidir. Bu eserler savaşın hüznünü ve şehitlere duyulan hürmeti dile getirir; bölgeyi ziyaret edenlerin çoğu, ilahilerde anlatılan mekânı yerinde görmenin duygusunu yaşar. İlahi metinleri tarihî bir kaynak değil, edebî bir anlatı olarak okumak gerekir.

Mescid-i Nebevî’den Uhud’a nasıl gidilir?

Uhud, Mescid-i Nebevî’nin yaklaşık 5 kilometre kuzeyindedir ve oraya genellikle araçla gidilir. Umre programlarındaki rehberli Medine şehir turları Uhud’u otobüsle ziyaret edilen duraklar arasına alır; bireysel gidenler taksi veya uygulama tabanlı araç hizmetlerini tercih edebilir. Sıcak hava nedeniyle yürüyerek gitmek önerilmez; dönüş için aracınızın bekleme noktasını önceden netleştirin.

Kadınlar Uhud Şehitliği’ni ziyaret edebilir mi?

Diyanet İşleri Başkanlığı, kabir ziyaretinin bütün Müslümanlar için serbest olduğunu, kadınların da kabirleri ziyaret edebileceğini belirtir. Uhud Şehitliği’nde ziyaretçiler alanı çevreleyen parmaklıkların önünden selamlar; kadın ziyaretçilere yönelik yerel düzenlemeler ise dönemden döneme değişebilir. Ziyaret öncesinde güncel uygulamayı rehberinizden öğrenmek en doğrusudur.

Uhud ziyareti umrenin bir parçası mı?

Hayır, Uhud ziyareti umrenin veya haccın bir parçası değildir; Medine’de yapılan ve tarih bilincini güçlendiren bir ziyarettir. Umre; ihram, tavaf, sa’y ve tıraşla tamamlanır. Umre ibadetinin adımları için umre nasıl yapılır yazımıza göz atabilirsiniz.

Hâlid b. Velîd Uhud’dan sonra Müslüman oldu mu?

Evet. Uhud’da müşrik süvarilerine komuta eden Hâlid b. Velîd, siyer kaynaklarına göre hicretin sekizinci yılında, Mekke’nin fethinden önce Medine’ye gelerek Müslüman oldu. Sonraki yıllarda İslam ordularının önde gelen komutanlarından biri hâline geldi ve “Seyfullah” yani Allah’ın kılıcı lakabıyla tanındı. Onun hayatı, Uhud’daki düşmanlığın bile zamanla hidayete dönüşebileceğini gösteren anlamlı bir örnektir.

Kaynakça

Bu yazı, aşağıdaki kaynaklar esas alınarak RotaNur editörlüğünce hazırlanmıştır. Dinî hükümlerde Diyanet İşleri Başkanlığı yaklaşımı esas alınmıştır; ziyaret düzeni ve seyahat kuralları değişebileceğinden yola çıkmadan önce resmî kaynaklardan güncel durumu teyit ediniz.

  1. Muhammed Hamîdullah – Casim Avcı, “Uhud Gazvesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
  2. Nebi Bozkurt – Mustafa Sabri Küçükaşcı, “Medine”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
  3. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, Âl-i İmrân Sûresi 3/152. kuran.diyanet.gov.tr. Erişim: 17.09.2026.
  4. Hüseyin Algül, “Hamza”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
  5. Hüseyin Algül, “Mus’ab b. Umeyr”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
  6. İbrahim Sarıçam, “Hamrâülesed Gazvesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
  7. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, Âl-i İmrân Sûresi 3/172. kuran.diyanet.gov.tr. Erişim: 17.09.2026.
  8. Diyanet İşleri Başkanlığı, Kur’an-ı Kerim Meali, Âl-i İmrân Sûresi 3/169. kuran.diyanet.gov.tr. Erişim: 17.09.2026.
  9. Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu, “Kabir ziyaretinin adabı nedir?”, Fetvalar. kurul.diyanet.gov.tr. Erişim: 17.09.2026.
  10. Muhammed Hamîdullah, “Hendek Gazvesi”, TDV İslâm Ansiklopedisi. islamansiklopedisi.org.tr. Erişim: 17.09.2026.
Reklamlar

Etiketler:

Yayınlanma: 16.09.2026 · Güncellenme: 02.10.2026
Cihat Murat Yüksel
Yazar Cihat Murat Yüksel Blog Editörü · RotaNur

Cihat Murat Yüksel, RotaNur blogunun editörü ve Markention'ın kurucusudur. Umre, hac ve helal seyahat hazırlığında yolcuların en çok sorduğu soruları Diyanet İşleri Başkanlığı kaynaklarını esas alarak sade ve uygulanabilir rehberlere dönüştürür.

Bu yazıda yanıtlanan sorular

Uhud Dağı Nerede?

Uhud Dağı, Suudi Arabistan’ın Medine şehrinin kuzeyinde, Mescid-i Nebevî’ye yaklaşık 5 kilometre uzaklıktadır. Medine’nin üzerine kurulduğu geniş düzlüğün kuzey sınırını bu dağ çizer; şehrin güneyinde Âir dağları, doğu ve batısında ise volkanik lav akıntılarının oluşturduğu Vâkım ve Vebere harreleri yer alır. Hz. Peygamber döneminde yerleşim alanı ile dağ arasında açık bir düzlük bulunuyordu; savaş da bu düzlükte ve dağın eteklerinde yaşandı. Bugün şehir büyüyerek dağın eteklerine kadar ulaşmış, dağ doğuda Medine Havaalanı yolu ile batıda Tarîkuluyûn arasında kalan bir kütle hâlinde şehre bitişmiştir.

Uhud Dağı kaç metre, ne kadar uzunlukta?

Uhud Dağı’nın yüksekliği 720 metre, doğu-batı yönündeki uzunluğu ise yaklaşık 8 kilometredir. Bu ölçüler, dağın Medine düzlüğünde neden bu kadar baskın göründüğünü açıklar: Uhud tek bir zirve değil, şehrin kuzeyini boydan boya kapatan bir duvar gibidir. Ziyaretçilerin çıktığı Rumât Tepesi ise dağın kendisi değil, karşısındaki alçak tepedir.

Uhud Dağı Mekke’de mi, Medine’de mi?

Uhud Dağı Medine’dedir; Mekke ile ilgisi yoktur. Bu karışıklığın sebebi, Mekke’deki Cebel-i Nûr (Hira) ve Sevr dağlarının da siyerde sık geçmesidir. Mekke’deki dağlar ilk vahiy ve hicret hatırasını, Medine’deki Uhud ise hicretin üçüncü yılındaki savaşın hatırasını taşır. Mekke’deki mübarek noktaları Mekke’de gezilecek yerler yazımızda derledik.

Uhud Dağı’nın Önemi Nedir?

Uhud Dağı’nın önemi, hem Uhud Savaşı’na sahne olmasından hem de Hz. Peygamber’in bu dağ hakkındaki sözlerinden kaynaklanır. Hz. Peygamber Uhud’u görünce “Bu, bizi seven ve bizim de sevdiğimiz bir dağdır.” buyurmuştur (Buhârî, Meğâzî 27; Müslim, Hac 503-504). Dağın eteğinde Hz. Hamza başta olmak üzere Uhud şehitlerinin medfun olması da bölgeye ayrı bir manevi değer katar; şehitliğin ziyaret adabını ve orada okunacak selamı Uhud şehitleri ziyareti yazımızda ayrıca anlattık.

Hz. Peygamber Uhud hakkında başka ne buyurdu?

Hz. Peygamber’in Uhud’u anarken söylediği iki söz daha kaynaklarda öne çıkar. Ebû Zer el-Gıfârî ile birlikte yürürken dağa bakmış ve “Ey Ebû Zer! Şu Uhud dağı kadar altınım olsa üç gün sonra borçlarım için ayırdıklarım hariç elimde tek dinar dahi bırakmadan hepsini infak ederdim” buyurmuştur (Müslim, Zekât 32). Hz. Ebû Bekir, Hz. Ömer ve Hz. Osman ile birlikte Uhud’a çıktığı bir sırada dağ sallanınca da “Ey Uhud, sakin ol! Senin üzerinde bir peygamber, bir sıddîk ve iki şehid var” demiştir (Buhârî, Ashâbü’n-nebî 5; Tirmizî, Menâkıb 18). Bu sözler, dağın Müslüman hafızasında neden bir coğrafya parçasından fazlası olduğunu gösterir.

Uhud Savaşı Neden Yapıldı?

Uhud Savaşı, hicretin ikinci yılındaki Bedir yenilgisinin intikamını almak isteyen Mekkeli müşriklerin Medine üzerine yürümesiyle başladı. Bedir’de mal ve adam kaybeden Kureyş ileri gelenleri kervan kârlarını savaş hazırlığına ayırdı, çevre kabilelerden asker topladı ve bir yıl süren hazırlığın sonunda 3000 kişilik bir ordu kurdu. Ordu 25 Ramazan’da Mekke’den hareket etti, 5 Şevval’de Zülhuleyfe’ye ulaştı ve Medine’nin kuzeyindeki Zegābe mevkiinde konakladı.

Bu rehberle ilgili programlar

Yazıda anlatılanları deneyimlemek isteyenler için seçtiğimiz umre turları. Fiyata dahil hizmetler kartlarda yer alır.

Tüm Umre Turları

Okumaya devam edin

Aynı konudaki diğer rehberlerle hazırlığınızı tamamlayın.

Tüm yazılar